5 Mart 2018 - 08:16
Suriye bayrağını çiğnetmek

“Kaldırın” dedi, “O ne olursa olsun bir milletin sembolüdür, çiğnenmez”…

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- “Kaldırın” dedi, “O ne olursa olsun bir milletin sembolüdür, çiğnenmez”…

O kadar köy katliamı, çoluk çocuk demeden yapılan toplu kıyımlar, yakmalar yıkmalar, ve sonunda denize dökülen Yunan ordusu.

İngiliz uşaklığının sonunda perperişan olan bir ülkenin bayrağıydı o.

Ama devlet adamı olmak başka bir şey.

Yüce önder Atatürk, çiğnetmedi, mavili beyazlı o bayrağı.

Türk bayrağını kimler yakardı hatırlayın, Ermeni taşmaklar, IŞİD pislikleri ve PKK’lı teröristler.

Her üçü de Amerikan emperyalizminin köpekleri.

Raco’yu teröristlerden temizleyen Türk güçleri, verilen şehitlerin kanını yerde bırakmadı.

İzmir Bornova’dan giden jandarmalarımızı pusuya düşüren hainleri bir bir hakladık.

Ama gelin görün ki, Raco’ya çekilen Suriye bayrağı, başıbozuk ÖSO’cular tarafından indirilip çiğnendi.

Videosu da sosyal medyaya yayıldı.

Şimdi o bayrağı taktiksel olarak çekenler teröristler bile olsa, bu yapılmamalıydı.

Çünkü o, meşru bir ülkenin resmi bayrağıdır.

Türkiye’nin meşru rejimi ve hükümeti olarak biz, nasıl YPG/PKK’nın yeşil çerçeveli sarı içinde kırmızı “şeyini” çaput olarak görüyorsak ve gördüğümüz yerden de yok ediyorsak, Suriye’nin de meşru rejimi ve hükümeti ÖSO’nun yeşilli siyahlı bayrağını bir terörist simgesi olarak görüyor.

Sıkıntı burada.

Türkiye, Suriye ile anlaşmadığı süreçte hep kazık yiyor, önündeki yollar mayınlarla bezeniyor.

Afrin’deki PKK bile uyanıklık edip Şam hükümetine teslim olma manevrası çekti, öğrendiğimiz kadarıyla buna hem Türkiye’nin hasmane tutumu ama daha da çok ABD’nin PKK üzerindeki baskısı engel oldu.

Oysa Ankara – Şam el ele verse ne Fırat’ın doğusu kalır ne de batısı.

ABD’nin tüm argümanları boşa çıkar.

Şimdi Rusya’ya rağmen Suriye’de kalmayı hesaplayan ABD, Türkiye – Suriye düşmanlığını kullanmak istiyor.

2011’deki plan, İsrail güneyden, Türkiye kuzeyden, içerideki teröristler de her yerden Esad yönetimini devirmekti.

Doğu Guta’daki kimyasal silah olayını hatırlayın.

Oradaki teröristlerin kullandığı zehri, bütün batılı (ve de bizdeki uzantıları) medya Esad yaptı diye lanse etti.

Teröristlerin Lazkiye’deki Alevi köylerinden kaçırdıkları masum çocukların zehirlenmiş cesetleri sıra sıra günlerce TV’lerden gösterildi.

BM Savaş Suçlarını İnceleme Komisyonu Başkanı Savcı Carla Delponte, bölgedeki araştırmalarından sonra İsviçre televizyonuna “Daha ilk incelememde kimyasal silahların muhaliflerce kullanılmış olduğunu görmek beni afallattı” demişti.

Sonradan tehdit aldığı ortaya çıkan Delponte, bir anda bu açıklamalarını geri çekmişti.

Doğu Guta’daki Siyonist ve CIA unsuru selefi teröristlerin 4 kilometre ötedeki Şam’a 2011’den beri attıkları on binlerce roket ve havan topu sonucu binden fazla çocuk öldü.

Bu silah ve mühimmat da tıpkı PKK’lılara verilenler gibi aynı yerden ABD ve İsrail’den geldi.

Bir de buna Suudi Arabistan’ı ekleyin.

Ankara – Şam hasımlığı, Afrin ve Doğu Guta’da emperyalistlerin işine geliyor.

Toprak bütünlüğünden yanayız derken, Suriye bayrağını çiğnetip, İdlib’e doğru, Suriye güçlerine karşı inmek de öyle.

Türkiye’nin yeri Astana ve Soçi’de.

Bakın Amerika’da ifşa edilen gizli toplantılarda Türkiye artık düşman kefesine konuyor.

Bunu bu saatten sonra kimse değiştiremez.

Türkiye ve Suriye’nin ayrı ayrı kimyasal silah kullandığını gösteren Batıcı kumpasların yolda olduğunu Hüsnü Mahalli gibi bölgenin duayen uzmanları söylüyor.

ABD’den pek çok yetkili Ankara’yı ziyaret etti.

Stratejik ortaklık safsatalarının dumanı dağılırken, son açıklamasında Amerika yeniden PKK’ya sahip çıkacağını açıkladı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Joseph Votel, 'Sahadaki ortağımız SDG' sözleriyle terör örgütüne destek vermeye devam edeceklerini duyurdu.

SDG’nin PKK olduğunu bilmeyen yok, tıpkı IŞİD’in de CIA yavrusu olduğunu bilmeyen kalmadığı gibi.

Rusya Güvenlik Konseyi, ABD’nin Suriye’de terör örgütü YPG’nin kontrol ettiği bölgede şimdiye kadar 20’ye yakın askeri üs kurduğunu açıkladı.

Ruslar ayrıca, ABD’nin Afrin’deki teröristlere hala modern silahlar vermeye de devam ettiğini söylüyor.

Ama bakıyoruz, Tillerson’un ziyareti sonrası bizim hükümetten ABD’ye yönelik eleştirilerin dozu bir hayli düştü.

Türkiye ayak sürüdükçe, ABD ve İsrail’in Suriye iştahı artıyor.

Bakın son habere…

İsrail ve ABD, bugün (4 Mart 2018) her iki ülkeden 4500 askerin katılımıyla hava ve füze savunma tatbikatına başlıyor.

İsrail’de düzenlenen tatbikata daimi olarak Avrupa'da konuşlu 2500 ABD askeriyle İsrail'in hava savunma, lojistik, tıbbi ve diğer birliklerinden 2000 asker katılıyor.

Patriot, Arrow, Demir Kubbe ve geçen yıl İsrail ordusunun kullanımına sunulan Davut'un Sapanı gibi tüm temel füze savunma komplekslerinin tatbikatta kullanılacağı ifade edildi.

2001’den beri düzenlenenlerin en büyüğü ve kapsamlısı olan tatbikat 15 Mart’a kadar sürecek.

ÖSO’cuların çiğnediği bayrağa ilişkin resmi bir açıklama gelmedi hala.

Bakınız, Türkiye’nin ordu geleneği dünyanın en eskisi, en köklüsüdür.

Türk askeri bir ülkeyi fethetse dahi o ülkenin bayrağına saygı gösterir.

Kaldı ki, bırakın fethi methi, biz Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve rejimini Astana ve Soçi’de tanımışız.

Suriye bayrağını başıbozuk gruplara verip onları Afrin’deki PKK’lıların yanına gönderen Şam rejimini alkışlayacak değilim, ama en azından bizim Türkler olarak bu çeşit hataları yapmamamız gerekirdi.

2011’de Davutoğlu ile başlayan skandal yanlışlar zincirini tam olarak tersine döndürmek istiyorsak, 16 Mart’ta Astana’da yapılacak Dışişleri bakanları toplantısı öncesinde Şam ile temas kurulması şart.

Bölge ülkeleriyle, bölgedeki temel emperyalist sorunla mücadele etmek için acilen bir dil ve anlayış bütünlüğü sağlamazsak bizim de sonumuz kötü gibi görünüyor.

Yoksa ‘ben Rusya’yla dost olurum, Suriye ile düşman, ABD ile de zoraki müttefik’ filan gibi facia bir stratejiyi hiçbir taktik ve hamaset kurtaramaz.

Tüm Amerikancı FETÖ’cü hain darbe, kumpas davaları ve tertiplere rağmen, Mehmetçiğimizin yüreği, Ordumuzun çelik bileği her daim güçlü ve diridir.

Yeter ki yönetenler dirayetli olsun, devlet ferasetiyle eğriyi doğruyu ayırsın.

Ekler